Bu kadar iddialı olmak iyi midir bilmem ama günümüz coğrafyasında motosiklet her koşulda kaçınılmaz bir kurtarma aracıdır. Hem sizi hem de bir başkasını olası afetlerden kurtarabilir. Japonya’yı konuşmak istiyorum… Deprem değil, sel ortalığı dağıttı… Tsunami diyorlar adına… Tarihin her döneminde yaşandı ve daha da yaşanacak…
Kıyıdasınız, karşınızda deniz, dipte sabırla bekleyen fay hatları… Her tarafı garip betonlarla çevirmişiz… Üstelik durmadan kat üstüne kat koymayı da sürdürüyoruz. Onları yapabilmek için doğadan kopardığımız, çakıl, kum, kireç ve çimentoyu kullanmaya devam ediyoruz. Doğa, onları bizden er ya da geç mutlaka geri isteyecektir… Doğal ve diğer afetlere karşı çok deneyimli dediğimiz Japon insanları sabırla ölümü beklediler. Telaşsız… Ne ruhlarında ne de günlük hayatlarında… Birlikte beklediler…
Aynı Japonya, kendisine hayran bıraktıran motosikletlerin de üreticisi… Dünyanın dört bir tarafında, her kentinde mutlaka birkaç Japon motosiklet görürsünüz. Her ne kadar Amerika Birleşik Devletleri, Avusturya, Almanya, Çek Cumhuriyeti ve Çin’i de pas geçmezsek dünyanın farklı ülkelerinde motosiklet üretimi sürdürülüyor. Spor, gezi, iş ve başka amaçlarla da olsa bu motorlu araç, neredeyse her ülkede taraftar toplamayı başarıyor. Rekabet, reklam ve tanıtım konularında daha agresif olan ülkeler motosiklette ileriye doğru gidiyorlar. Trafiklerini rahatlatıyorlar.
Bize en yakın ülkelerde motosiklet kullanımı almış başını gitmiş. Atina’da sabahları birer motosiklet serenadı izlersiniz. Roma klasik motorları ile günü selamlar. Stuttgart mutlak disiplinli ve tam korumalı motor kullanıcıları ile günü tamamlar… Bizde de artık motosiklete ve motosikletlilere alışmaya başladık. Her ne kadar olumsuz her gelişmeye rağmen hep dik ve sert duran bir motosiklet ailesine sahibiz.
Yarışlara başladık. Pistte neler olduğunu diğer sayfalara bakarak anlayabiliriz. Enduro Ege’ye uzandı. Kros, bildiği pistte kendini gösteriyor. Motosiklet, galiba pist yapacak girişimcilerini bekliyor. Artık İstanbul Park’ta test yarışları yapabiliyoruz. Orada yarışacağız. Pekala, her tarafa yarışmak üzere motorlarımızı ve yarışçılarımızı gönderebiliyoruz. TMF ve onun agresif yarışmacı ruhu canlandı gibi… Yakında eğitimler başlayacak… Daha çok sporcu gelecek bu spora…
Yaşamını motosiklete bağlamış insanlar dolacak her tarafa… İşine, evine, gezmeye çıkan her motosikletli, eğer yarış olursa bu defa izlemek için pistlere, parkurlara koşacak… Akaryakıt satanlardan tedarikçilere kadar herkes canlanmış bir ticaretin içinde bulacak kendisini…
Bir kent, bir ülke her ne kadar sporu, ekonomisi, politikaları ile bir yerlere gelmeye çalışsa da artık motosikletlileri ile gündeme gelmeye başlayacaktır. Her motosiklet kullanan, diğerinden daha hızlı ve doğru düşünen birer yaşam şeytanıdır. Yaşamda çeşitli eksenler olsa da doğru düzlemde ilerleyenler motosikletlilerdir.
Dünyanın ekseni kaydı diyorlar… Motosikletliler için böyle bir şey söz konusu değildir. Yaşam var olduğu sürece eksenimiz hep motosikletle olacaktır. Yeter ki biz onunla olmayı sürdürelim…
Prof. Dr. Yavuz Taşkıran
Motoron Nisan 2011