Çeşitli yüksek okul, enstitü ve fakültelerle bu fonksiyonlarını yürütmeye başlayan yükseköğrenim kurumu artık bir başka görevi üstlenmek durumundadır: Motosiklet eğitimi…
Artan yakıt giderleri, üzerinde gidilmez yollar, sıkışık trafik, bulunmayan otopark alanları, kaybedilen zaman ve geçirilen bir ömür… Bunların hepsi bir problemin parçasıdır. Giderek büyümektedir ve buna bir çözüm bulmak zorunluluğu bulunmaktadır. İşte tam bu noktada Üniversitelerimizin devreye girmesi gereklidir.
Çeşitli hastalıkların tanı ve tedavisi için kurduğumuz hastaneler, sağlık sektörü için eğitim verdiğimiz hekimlerimiz, inşaat, makine ve diğer alanlarda yetiştirdiğimiz mühendis ve mimarlar, sosyal bilimlerde toplumlarımızı inceleyen bilim insanlarımız, sporda performans ve kondisyon ağırlıklı eğiticilerimiz yanında artık motosiklet kullanıcıları ve motosiklet eğitimi veren bölümlerimizin açılma zamanı gelmiştir.
Bunları yazarken “Kardeşim sizin yarış yapacak dosdoğru bir pistiniz bile yok!” diyenler çıkacaktır. Bu doğru olmakla beraber artık yavaş yavaş pistlere doğru geçişimizin başladığını yazmak zorundayım. Çok yakında İzmir ve İzmit pistleri yanında İstanbul Park motosiklet kullanımı, eğitimi ve iyi koşullarda yarışmaları için kullanıma açılacaktır. TMF bu konuda ciddi bir çalışma yürütüyor. Peki yeterli midir bunlar? Hayır…
Üniversiteler değil, ilköğretim okullarına gidilmelidir. Hatta okul öncesine yerleşilmelidir. Üniversitelerde trafikten, artan giderlerden, stresten uzak bir yaşamın dönüşümü üzerine adımlar atılması beklenirken motosiklet eğitiminin galiba okul öncesine götürülmesi gerekliliği ortaya çıkıyor. Buna yönelik bir girişim yapıldı. Eğitim Bakanlığına yazı yazıldı. Bu girişime karşılık alınan cevabın tamamını burada yazmak isterdim ama Sayın Bekir Yunus Uçar’ı aramadığım için buraya koymuyorum. Özetle; küçük motorlarla, trafiğe kapalı alanlarda ve son derecede yüksek korumalı bir sistem içerisinde 50 cc’lık motosikletlerle yapılması istenen eğitim teklifi adı geçen bakanlığımızın bir kurulu tarafından reddedildi. Gerekçesi ise çok daha ilginç: Çocuklarda ruh sağlığı bozukluğu yaratabilir, okul içi ve dışında normal dışı davranış değişikliklerine yol açabilirmiş!
İnanılır gibi değil! Ama gerçek böyle. Üniversitelerde değişim ve dönüşüm için motosiklet derken aslında okul öncesinden başlatmayı düşündüğümüz ilk girişim kabul görmedi. Konuyu inceliyoruz. Bir şekilde buna başlamak zorundayız. Düşünün, TMF bu alanda bir ilk başlatmak istiyor ve aslında ‘neden daha önce başlamadınız bu işe’ demeleri gerekirken tam tersi, bu projeyi reddediyorlar.
Yazılı belirttikleri gerekçeleri baktığımızda o zaman bütün motosiklet kullanıcıları için aynı cümleleri kullanırsak; Dünya Şampiyonu Kenan Sofuoğlu, CSS eğitimine katılan Okan Bayülgen, “Dr” lakaplı Rossi, Aprilla ile yarışan Özdem Erdem, Yavuz Yıldız, GSF patronu Prof. Dr. Reşat Başar, bu satırların yazarı, YBR 125’i ile yaz kış test adına turlayan Ahmet Köseoğlu, vitesli motora geçiş yapacak olan Prof. Dr. Ahmet Selamoğlu, TMF’nin patronu ve daha birçok arkadaşım yanında dünyadaki tüm motor kullanıcıları orada yazılanlara uyanlar mıdır acaba? Hiç sanmıyorum.
Şunu yapacağız: Herkese motosiklet kullanmayı öğreteceğiz. Daha çok insanın dört tekerlerini bırakıp iki tekere dönmelerini sağlayacağız. Yarışan sporcularımızın performanslarını arttıracağız. Her yaştaki insanımızın motosikletle barışık yaşama geçmesini sürekli vurgulayacağız. Üniversitede motosiklet derken aslında biz asıl “Yaşam Üniversitesi”nden söz etmiş olmayalım?
Prof. Dr. Yavuz Taşkıran
Motoron Haziran 2011