Her konut için olması gereken “sığınak” ve “otopark” zorunluluğu bunun yapılmaması halinde ödenecek cezanın inşasından daha az rakamlara gelince bu ülkede neredeyse hiçbir müteahhit bunu yerine getirmedi. Yerel yönetimler sıcak para geliyor diye veya başka nedenlerle bu işe göz yumdular. Sonuç ortada: Sokaklar ve özellikle kaldırımlar otoparka dönüştü, araç sayısı otopark sayısına göre geometrik olarak arttı. İşte bu arada motosiklet dediğimiz iki tekerler ortaya çıktı. Onlar da bu otoparklardan yararlanma yoluna gittiler. Ama bu araçlar için artık Motopark yapma ve işletme zamanı gelmiştir.
Yavaş yavaş bazı bölgelerimizde bunu görüyoruz. Çok sevindirici durum bunlar. Ama giderek aratacak olan motosiklet sayısı nedeni ile belediyelerimiz şimdiden otopark yanında kolay park edilebilir ve park sonrası kolay çıkılabilir alanlarda Motopark’lar inşa etmelidir. Mevcut otoparklarda motosikletler için uygun yerle ayrılmalıdır. Bu bir gelenek hale gelmelidir. Bunun için bilgi ve görgü istenirse motoru ile birkaç kez yurt dışına gitmiş gezginlerimize danışılabilir. Hiç unutmam, kulüpteki yönetim kurulu üyelerimden biri fotoğraf çekmek için Paris’e motoru ile gittiğinde “Bütün mesele sınırdan çıkana kadar, sonrası basit” demişti.
Akaryakıtın bu kadar yüksek olması nedeni ile şimdilik dört teker kullanmayı sürdürenlerimizin çok yakında motora döneceklerini hissediyorum. Bu kadar yoğun ve yerleşik alışkanlıklar kısa sürede biter mi? Çok zor ama imkânsız değil! Bir kere, bırakın macera ruhunu yaşamayı, özgürlük tutkusunu tatma fırsatı buluyorsunuz. Özgürlük beraber olduğunuza kaçmak veya keyif almadığınızdan uzaklaşma sayılabilir mi? Bazıları böyle düşünüyor. Oysa motora binmek, onu kullanmak tarifi zor bir yaşam tarzını benimsemek anlamına gelir.
Zor bir yaşam derken sakın aklınıza kötü şeyler gelmesin… Zorluk, yaşamın gereksiz takıntılarından uzaklaşmak,yanılsamalarımızı buzdolabına koymak, dostlarımızı hatırlama sanatıdır. Dostlarımız, güneş, orman, akarsular, başka yapılar, köyler, kentler, tarih sıcaklığıdır. Bunları “zor” olarak nitelemem, gereksiz halde bunlardan uzak durmamız olarak görmemden kaynaklanıyor. Bu tür bir yaşama doğru sınıf atlamaya çalışmak zor bir iştir. Bu yüzden arzuladığımız yaşama geçmek zor denilebilir. Ama siz motosiklet kullanmaya başlarsanız bu zorlukların aşılmaya başladığınız göreceksiniz.
Çok hızlı, çok yeni, çok güçlü motorlarla başlamaya gerek yoktur . Bu satırların yazarı, 250 cc’lik bir motorla zor hayata adım atmıştır. Şimdi her ne kadar 750’lik bir motora binse de maksimum dikkatle zor şeyler yapmaktadır. Her gittiği yerde motosiklet aramaktadır. Ders vermek, konferans, kongre, turnuva nedenleri ile neredeyse ayda bir yer değiştirmeme rağmen bıkmadığım tek özellik motorumu kullanmak ve onu aramak oluyor. Ama kullandığımda bir yere vardığımda hep Motopark sorunu ile karşılaşıyorum. Park etme sorunu yok ama artık rüşt’ümüzü ispat etme zamanı gelmemiş midir?
“Motorum varsa park’ım da vardır” demek istiyorum. Motopark istiyorum. Ya siz?
Prof. Dr. Yavuz Taşkıran
Motoron Temmuz 2011