Motosiklette yönetişim
Bundan birkaç sene önce İstanbul Park’a gelinip yarış yapılacağı söylense kimseyi inandıramazdınız. Çünkü Formula 1 konusunda çatışma kültürünün yaratıldığı bir ortamda motosikletin oraya tekerlerini koyacak olması akıllara zarar bir tartışma idi. Bugün, CSS (California Superbike School) eğitimleri sonrası TMF kendi takviminde olan yarışlarını buraya koydu ve yarışları tamamladı.
Çoğu sohbet ve yazılarımda dönüp dolaşır, sporun yönetim ve yönetici kıtlığından söz ederim. Hemen her spor branşında bu iki sözcük veya terim her zaman sıkıntılı bir yapı içerisindedir. Sisteme oturtulmayan bir yönetim anlayışı ancak geçici çözümler sunabilir. Sistemsiz yönetimde yer alan yöneticiler değil yönetmek “Yönetişim” konusunda bile derin duyu dengesizliği içindedirler. Buradaki deyim, yönetim ve iletişim sözcüklerinden oluşmuşsa da akıl almaz davranış modelleri bu kıymetli sözcüğü bulunması gereken yerden çıkarıp uzaklara fırlatmıştır.
Şu anda motosikleti seven ve koruyan bir başkana sahip olan TMF aslında çok daha fazla işler yapabilecek kapasitedir. Yarışan motorcu sayısına karşılık kaliteli sporcu bulunmasında başkalarına göre olmasa da bize göre yeterli sayıya henüz ulaşılamamıştır. Alt yapı olarak çeşitli girişimlerin olması ve bazı kategorilerde çalışmaların başlamış olmasına karşın işin parlatılma aşamalarında sorunlar bulunmaktadır. Yarış duyuruları TMF sitesinden ve bazı dergilerde yapılıyor olması yeterli değildir. Bugün yavaş yavaş televizyonlara çıkmaya başlayan motosiklet yarışlarımız GP ayarındaki ambiyansa doğru götürülmelidir.
Gazete ve dergilerde, bir miktar da televizyonda izlediğimiz açılış töreni sonrası incelediğimiz Akyazı’daki pist aslında bir gokart tesisi gibidir. Özel bir girişim ve çevre desteği almış olsa da gerçek bir eğitim pisti olmaktan çok uzaktır. Süpermoto eğitimi için kullanılmaya açılmış olsa da optimal pist olma özelliği taşımamaktadır. Etraf, emniyet, sosyal görünüm, çevre ve diğer faktörleri dikkate alırsak durum daha vahim şekilde anlatılabilir.
Bu satıları okuyanlar, “Nasıl yani, Kenan Sofuoğlu’nun pistini mi eleştiriyorsun?” diyebilirler. 88 yıllık Cumhuriyet, ondan önce 700 yıllık bir imparatorluk geçmişi olan bu ülke, atları insan kullanımına kazandırmış bir neslin torunları olarak motosiklete gerekli önemi verememiştir. Keza bu araçların antrenman ve yarış yapması için ne yeterli ne de nitelikli bir pist inşa etmiştir. Bunu başkalarına açıklamakta zorlanıyorum. Ancak şimdiki Başkan ve ekibi, bir şekilde en azından iyi bir vitrin sağlamış ve yarışmacılara dünya standardındaki pisti kullanıma açmıştır. Bu önemli gelişme takdir edilmeli ama yapılması gereken işler göz ardı edilmemelidir.
Kocaeli Tütünçiftlik’te bulunan ve Körfez Yarış Pisti” diye anılan pist, motosiklet yarışları için hazır hale getirilmelidir. İzmir Pınarbaşı’ndaki pist, bir şekilde gerekli eksiklikleri tamamlanarak kullanıma açılmalıdır. Ankara’da derhal bir pist yapılmalıdır.
Memleketin merkezinde çeşitli branşları kucaklayacak bir pistin olması motosikletin kamuda daha çok kullanılmasını sağlayacaktır. Bugün birçok insan eğitim alamayacağı düşüncesi ile motosiklet satın almaktan vazgeçmektedir.
Bu pistleri istememin nedeni aslında yarış değil çok iyi antrenman yapabilme koşullarının var olmasıdır. Bugün teknik bir kullanım varken babadan kalma usullerle yarışan birçok yarışçımız bulunmaktadır. Onlar bile ancak takvimde yer alan günlerde çok az bir antrenman sonrası yarışabilmektedirler. Oysa modern hareket ve antrenman bilimlerine göre antrenman koşulları yarış koşullarından daha sert olmak zorundadır. Bizim motorcularımız nerede antrenman yapıyorlar? Plakaları gizlenmiş motorları ile otoyollarda…
Bu tablo değişmelidir.
Biz gerçek yeteneklileri yoldan çıkarmalıyız! Yoldan çıksınlar, pistlere gelsinler ve orada dürüst kural ve iyi koşullar altından antrenman yapsınlar… Bizim bugünkü sorunlarımızın bir tanesi budur. Pistler yarış değil asıl antrenman amaçlı olarak sıklıkla kullanılmalıdır. Ancak daha sonra rekabet gücü yüksek motorcularımız ortaya çıkacak ve uluslararası arenada boy göstermeye başlayacağız.
Bu nedenlerledir, motosiklet dünyası derin bir yönetişim içine girmelidir. Planların konuşulduğu, hedeflerin konulduğu, doğru insan kaynaklarının aktif biçimde yer aldığı bir sisteme doğru gidilmelidir. Aksi takdirde, ileride bu günleri arar oluruz…
Yönetişin lütfen!!!
Prof. Dr. Yavuz Taşkıran
Motoron Aralık 2011