22 Mayıs 2012 Salı
Hakkımızda | Son Sayı | Editörden | Künye | Abonelik | Alış Veriş | 2. El | Showroom | Motosiklet Kataloğu | İletişim
Yarışlar
Motosiklet & Scooter
Geziler
Sektörel Haberler
Fuarlar
Yazarlar
Motoron'dan Haberler
Motoportre
Parallelworld
Videolar
Yarisçilar
 
E-posta   
Şifre   
Şifremi unuttum I Üye olmak istiyorum
Motoportre


Superevariders Başkanı Temel Yolgeçenli

Motosiklet gruplarının Türkiye motosiklet kamuoyunu ileri götürmeye yönelik bir çabası yok.

05.11.2007

Temel Yolgeçenli bizden biri, bir motorcu. Adana doğumlu, yaşamı İstanbul’da geçmiş bir bankacı, bir profesyonel, Oyakbank’ta yöneticilik yapıyor. İlk motorunu kızı Lâl’in doğumuyla aynı yıl almış. Alışıldık bir hikayenin başlangıcı olarak da ailesi önce karşı çıkmış; annesi 2 ay konuşmamış, hatta şu anda motosiklet dünyasına iyiden iyiye girmiş olan eşi Sedef’e bile bu konuda baskı yapmış.

 

Temel Yolgeçenli halen Superevariders motosiklet grubunun başkanlığını yürütüyor. Kendisi ve ailesi aynı zamanda yakın dostum olan Temel’in motosikletçi olarak bir portresini birlikte çizerken, sohbet bizi önce Superevariders’a, derken Türkiye’de motosiklet gruplarına genel bir bakışa götürdü.

 

Grubunuz dışarıdan bakıldığında biraz kapalı, kuralcı, belki biraz sert, kısaca biraz farklı görünüyor. Superevariders gerçekten farklı mı?

 

 

Türkiye’deki motosiklet grupları genellikle motosiklet klubü tanımı altında kurulmuş ve bu şekilde devam ediyorlar. Superevariders da benzeri bir şekilde yola çıkmış olmasına rağmen, bizim grubumuz zaman içerisinde bu eksenden çıktı ve bir arkadaşlık grubu haline geldi.

 

Superevariders dışarıdan belki kapalı ve kendini beğenmiş bir grup olarak görünüyor olabilir. Ama içeriden göründüğünde hiç öyle değildir, tamamen kişisel ilişkilerin motosiklet kullanımına göre ön planda olduğu bir gruptur. Superevariders’ta motosiklet hiçbir zaman birinci öncelik olmadı, öncelik her zaman dostluk oldu, motosiklet ise ortak hobi olarak kaldı. Dışarıdan katılacak kişileri de seçerken motosikleti ya da motosiklet kültürüyle ilgisi olmasından ziyade, birbiriyle beraber birşeyler yapmaktan zevk almak ön planda tutuldu.

 

 

Peki ilk güne dönüp yeni baştan bir motosiklet grubu tercihi yapma şansın olsa yine Superevariders’ı mı seçerdin?

 

Superevariders dışarıdan oldukça zor görünen ve içeri girmenin oldukça zor olduğu bir ortam. O yüzden bugünkü haliyle baksam, belki içine girmek istemeyebilir ya da bunun için uğraşmayabilirdim. Ama bugünkü kafa yapımla olayların buraya geleceğini görüyor olduğum taktirde, başka herhangi bir grupla uğraşmazdım. Başka kimseler kendilerini başka gruplarda mutlu hissediyor olabilirler ama benim tercihim yine Superevariders olurdu.

 

“Dr. Ömer Uzma’nın kazasında bariyerin motosiklet dostu bir bariyer olmamasının etkisi vardı. Avrupa’da bu bariyerlerin motosikletler için yeniden düzenlenmesi yönünde motosiklet grupları lobi yapıyor.”

 

Superevariders ya da diğerleri, motosiklet grupları Türkiye’de motosikletçiliğe ne katıyor?

 

 

Çok fazla faliyet gösterdiklerini ya da işe yaradıklarını düşünmüyorum. Bir grubu kurup, yaşatmak çok fazla çaba ve disiplin gerektiriyor. Grup kurmak bir ölçüde çok kolay, dağılması da aynı ölçüde kolay. Türkiye’de Internet’in de verdiği olanaklarla üç kişi bir araya gelip bir grup kurabiliyor, biraz büyüyünce bir kavga sonucu dağılıyorlar, ayrılanlar yeni grup kuruyor ve onlar da aynı süreci yaşıyor. Ancak bu grupların organize bir hali, sivil toplum örgütü olarak bir duruşu yok. Belki bu demokratik toplum örgütü mantığı bizim millet olarak kültürümüzde de tam olmadığı içindir. Türkiye’de motosiklet gruplarının şu anda Türkiye’deki motosiklet kamuoyunu daha ileri götürmeye yönelik bir çabası ortada gözükmüyor.

 

 

Peki bu durum çoğunun dernekleşmemiş olmalarına bağlanamaz mı?

 

 

Bana daha çok toplumumuzdaki sivil toplum örgütü kültürünün eksikliği gibi geliyor. Bu grupların içerisinde dernek olanlar da var ama bunlar da genelde ilk kuruldukları yıl 50 kişi oluyorlar, ikinci yıl 10 kişi kalıyor, bunlar da zaten yönetim kurulu oluyor, yine bir yere varılmıyor. Klüpleşenler var, bunlar federasyona bağlı olarak yarışları düzenliyor, yarışçıları organize ediyorlar ve bunlar diğerlerinden farklı olarak biraz daha aktifler. Ancak sonuçta bunlarda daha çok sportif bir beklenti var ve zaten federasyonun da çalışmaları daha çok bu yönde. Türkiye motosiklet federasyonunun Türkiye’de genel motosiklet kamuoyuna fayda sağlamak gibi bir amacı yok.

 

Superevariders’ın var mı?

 

Açıkçası Superevariders olarak bizim de bu şekilde bir çabamız ya da böyle bir misyonumuz, vizyonumuz yok. Son dönemde biraz daha aktif olmaya çalışan motosiklet üretici ve ithalatçılarının kurduğu dernekler var ama bunların da çok sesinin çıktığı söylenemez. Daha doğrusu haberim olduğu kadarıyla yok ama zaten işin bu kadar içindeyken bu mesajlar bana kadar bile ulaşmıyorsa, demek ki yeteri kadar aktif değiller demektir.

 

 

Peki olması gereken nedir? İdeal bir Türkiye motosiklet camiasında motosiklet grupları nasıl davranmalı, federasyon nasıl davranmalı?

 

Tüm bu grupların daha üzerinde, belki ortak konsensusla meydana getirilmiş bir konfederasyon olabilir. Grupları da ona göre yönlendirip daha fazla sayıda üye sahibi olarak, daha büyük rakamlara ulaştığı bir noktada etkili olunabilir ancak. Bir lobi faaliyeti için siyasilere bir baskı oluşturabilecek sayıya ulaşmadan etkili olmak zor. Ama Türkiye’de şu anda bunun için biraz erken olduğunu düşünüyorum. Avrupa’da bile bu gelişmeler yeni yeni yaşanıyor. Bakın güncel üzücü olaylardan Dr. Ömer Uzma’nın kazasında bariyerin motosiklet dostu bir bariyer olmamasının etkisi vardı. Örneğin Avrupa’da bu bariyerlerin motosikletler için yeniden düzenlenmesi yönünde motosiklet grupları organize halde çaba gösteriyorlar. Ancak sivil toplum örgütü anlamında motosiklet gruplarının uzun süredir fonksiyonel olduğu bu ülkelerde bile bu tarz hareketler henüz çok yeni. Türkiye’de muhtemelen bu daha geriden gelecektir.

 

“Türkiye motosiklet grupları arasında kurulacak bir konfederasyon bağımsız olmalı çünkü Türkiye Motosiklet Federasyonu’nun ajandası bambaşka. Benim gördüğüm kadarıyla, en azından MotoGP’yi kaybetmiş olmaları bile bazı şeyleri ellerine yüzlerine bulaştırdıklarını gösteriyor. Onların eline teslim edilmemesi gereken birşey bu, onlar henüz kendi ajandalarını bile başarabilmiş değiller.”

 

Tam olarak nasıl bir konfederasyondan bahsediyoruz? Türkiye Motosiklet Federasyonu altında bir yapı mı, yoksa bağımsız mı?

 

Bağımsız olmalı çünkü motosiklet federasyonunun ajandası bambaşka. Benim gördüğüm kadarıyla, en azından MotoGP’yi kaybetmiş olmaları bile bazı şeyleri ellerine yüzlerine bulaştırdıklarını gösteriyor. Onların eline teslim edilmemesi gereken birşey bu, onlar henüz kendi ajandalarını bile başarabilmiş değiller.

 

 

Superevariders’ın neredeyse kurulduğu günden beri içindesin, yıllardır yönetimindesin ve halen başkanısın. Eğer buna bir motosiklet grupçuluğu kariyeri gibi bakarsak, bu kariyer nereye gidecek, bir emekliliği olacak mı?

 

Ben bunu bir dernekçilik ya da grupçuluk olarak görmüyorum aslında. Supereva’yı bir arkadaş grubu olarak bir arada tutup, bu arkadaş grubunun belirli dinamiklerini yürütmek için bir pozisyon yarattık, bu pozisyonu da belirli bir süre için ben doldurdum. Bunu bir kariyer olarak görmekten ziyade bu arkadaş grubunu devam ettirmek bu işin devamı. Artık daha büyük bir grubun başkanı olayım gibi bir düşünceden ziyade, o çevreyi devam ettirebilmek o kariyer dediğin şeyin zaten başarılı bir şekilde devam etmesi demektir. Başka bir beklentim yok açıkçası.

 

Röportaj:Murat Z. Özbilgi

Motoron Kasım 2007




 
Yorum yazabilmek için üye olmanız gerekmektedir.



Son Haberler: Motoportre
31.07.08 Rüyalara Yolculuk
03.07.08 "Disiplinli Deliler” Olimpiyat Yolunda
03.06.08 Özgürlüğün Renkleri
04.01.08 Motorculuk sevda ve yürek ister
05.11.07 Superevariders Başkanı Temel Yolgeçenli
>> Arşiv
Fotoğraf Galerisi
2011 EICMA FUARI
2012 Honda CBR Fireblade
2012 Yamaha YZF-R1
2011 Haziran Track Day İstanbulPark


Ana Sayfa  Hakkımızda   Son Sayı   Editörden  Künye   Abonelik  2. El  İletişim  Yardım  Site Haritası  Tüketici Hakları  Gizlilik İlkeleri ve Güvenlik Politikası