| Evrim Duyar bizden biri, bir motorcu. Hayatı nasıl yaşayacağına kendi karar vermiş genç bir kız, bir sanatçı. 2002 yılında geçirdiği ağır kazadan koruma ekipmanlarının eksiksizliği ve kalitesi kadar şansla da kurtuldu. “Kurtulmuş” değil, “kurtuldu” diyorum, çünkü Evrim’i hastane odasında kırıklar içinde, geçici hafıza kaybı geçirdiği sırada gören birkaç kişiden biriyim. Evrim’i o zaman hastane odasında gördüm. Hayatının en zor anlarında, tam dibinde. Ve Evrim’i geçenlerde tekrar gördüm. Hayatını yeni baştan çizmiş. Yüzünde mutluluk, hareketlerinde özgürlük var. Sene 2008 ve Evrim Duyar bugün Türkiye’nin en bilinen ve en başarılı airbrush sanatçısı. Özgün tasarimlarıyla boyadığı onlarca motosiklet ve arabanın yanı sira Türk Hava Kuvvetleri uçaklarının airbrush boyamaları da ona emanet. Aradan geçen 6 senede yalnızca geçirdiği ağır kazanın izlerini silmekle kalmamış, kimsenin kolay kolay cesaret edemediği bir şeyi de yapmıs. Hayallerinin işini yapmak için hayatını baştan aşağı değiştirmiş. İşte size hayattan özgürlüğünü ilan etmiş bu kızın hayatını kendi renklerine nasıl boyadığının hikâyesi.
Kaza öncesi ve sonrasi motosiklete bakışın ne kadar farklı? Motosikletçilik bizim için bir aile geleneğiydi. Dedem hafta sonları motorla ava giden bir adammış. Babam da 13 yaşında motosiklet kullanmaya başlamış ve hala devam ediyor. Kazadan 2.5-3 ay sonra ayağa kalktım. Femur ve pubis kemiklerim kırılmış, kalça kemiğim çatlamıştı. Halen vücudumda 117 santim platin var. Beyin kanaması ve ağır bir kafa travması geçirdim. Vücudum dikiş ve yanık izleri dolu. Kazanin üzerinden 4 ay geçtikten sonra ilk defa motora bindim. Hala oradaydım, motora binebiliyordum. Binebildiğimi kendime ve çevreme göstermiş oldum. Kazadan sonra daha fazla motora binmeye başladım. İstanbul’a taşındıktan sonra tamamen motor üzerinde yaşamaya başladım.
Ne oldu da isini gücünü birakip motosikleti meslegin haline getirdin? Aile ve çevre yönlendirmesiyle üniversite yıllarında iş kaygıları nedeniyle sevdiğim iş olan ressamlık yerine işletme okumayı tercih ettim. Kafamda airbrush diye bir düşünce yoktu. Hayatta istediğim şey resim yapmaktı ama hayat gailesi diyerek bu tercihi yapamadım. Birkaç şirkette çalıştım ve son yaptığım iş İzmir’de bir diş ticaret firmasının ithalat sorumluluğuydu. Her sabah işe gider, bütün gün saate bakar ve günü, haftayi, ayi ve hatta ömrümü nasıl geçirecegimi düşünürdüm. Geçirdiğim o büyük kaza bana ilahi bir tokat gibi oldu. Kendime geldiğimde kendime şunu söyledim: “Hayat sevmediğin bir işle geçirecek kadar uzun değil. Mutsuz olduğum bir işle ömrümü geçirmektense kuru ekmek yiyerek mutlu olacağim işi yapmak istiyorum.”
Hiç kuru ekmek yedin mi? Evet, bavulumu toplayıp İstanbul’a ilk geldiğimde zor zamanlar geçirdim. “Peki, simdi ne yapacağım?” dedim. Hayat önümde boş bir kâğıt gibi duruyordu. Tuval ressami olmak bana zor geliyordu. Ne yapmak istediğimden emin değildim. Klasik Amerikanları seviyordum. Mekanik seviyordum. Yağları, taşları, boyaları seviyordum. Motosiklete binmeyi seviyordum. “Bunlari birleştirerek ne yapabilirim?” diye düşündüm. Bundan 6 sene önceydi, yapmam gerekenin airbrush olduğuna karar verdim. Resim altyapımın üzerine airbrush’ı koydum ve kendime böyle bir hayat çizdim.
Türkiye’de Airbrush’a başlamak zor olmadı mı? Ben başladığımda airbrush diye bir şeye tabiri caizse inanılmıyordu. Sadece dövmecilik yapan bir iki kişi ekstra is geldiği zaman ilgileniyordu. Yurtdışından kitaplar ve CD’ler getirip kendimi geliştirmek zorunda kaldım. Airbrush yapmak için dogal bir yeteneğe sahip olmanız ya da resim eğitimi almiş olmanız gerekiyor. Resim altyapım olduğu için ben böyle bir problem yaşamadım ama teknik ekipmanla ve Türkiye’de bu işin bilinmemesiyle epey ugraşmak zorunda kaldım. Zaman içinde gerek televizyonlardakı belgeseller, gerek artan motosiklet nüfusuyla birlikte bu işin biraz daha yankılaşmaya başlaması ve gerekse de İnternet’teki kaynaklarla bu iş bir yere gelmeye başladı Türkiye’de. 2 sene önce TruFire (gerçege yakin alev deseni -Y.N.) ile ünlenmiş airbrush sanatçısı Mike Lavallee ile Internet’ten yazıştım. İslerimi gösterdim, tekniğimi ilginç bulduğunu ve Amerika’ya yolum düşerse mutlaka uğramamı söyledi. Bunu bir gün mutlaka yapmak istiyorum.
Bundan sonraki projelerin ne olacak? Bundan 2 sene önce kendime koydugum hedef Türk Hava Kuvvetleri’nin uçaklarını boyamaktı. Şimdi ise bu hedefime ulaşmış durumdayım. 2 sene önce Amerika’dan bir iş teklifi almıştım. Tam gitmeye hazırlandığım dönemde Hava Kuvvetleri işi çıktı. Bunu tercih ettim çünkü en büyük hayalim uçak boyamaktı. O yüzden Amerika planım rafa kalktı, gelecekte bunu değerlendirebilirim. Şu anda değişik sehirlere çeşitli Hava Kuvvetleri üslerine gidip 3-4 ay çalışmalar yapıyorum. Bu beni bir miktar gezgin yaptı. Ancak motorla gezemiyorum. Son 2 senedir bunu yapamadığım için artık kendime motorla gezmek için zaman ayırmak istiyorum. Özellikle yurtdışı gezileri yapmayı planlıyorum. Motosikletle ilgili en büyük hayalim Akdeniz’in etrafında bir motosiklet turu yapmak.
Yoğunlugundan dolayı şu anda Airbrush işi almıyor musun? Önümüzdeki 6 ay için programım dolu ama araya zaman zaman motosiklet işi alabiliyorum.
Airbrush senin için iş mi yoksa sanat mi? Motosiklet benim için nasıl bir yaşamsal var oluş nedeniyse işim de aynı şekilde beni tanımlayan bir şey haline geldi. Kimse bana para vermese bile ben birilerine para vererek bu işi yapardım. Bu benim için hayatı yaşamanın bir yolu. 2 boyutlu düzlemde bir şeyleri yoktan var etmek. |