
Çifte fuarla açılan sezonun hemen başında sektörün önde gelen temsilcileri, bu sezonun başlamadan bittiğini ilan etmişlerdi. Bu karamsar hava, sadece fuarlara katılan firmalarda yoktu; fuara gelen ziyaretçilerde de bu havayı yakalamak mümkündü. Motosikletlere herkes uzaktan uzaktan bakıyor, içlerinden de “ben güzele güzel demem, güzel benim olmayacaksa” diye mırındanıyorlardı. Bu durum sadece motosiklet sektörüne özgü bir durum değildi. Krizin pik yaptığı, hem tüketicilerin hem de üreticilerin topyekûn savunma pozisyonu aldığı, tüm meslek odalarının ve kuruluşlarının “önlem alınsın!” diye feryat ettiği bu dönemde diğer sektörler de krizin etkisini buram buram hissediyordu.
İşte tam bu noktada bazı sektörler “birlikten kuvvet doğar” deyip akıllıca bir hamle yaptılar: Tüm lüks tüketimlerini frenleyen ve harcama eğilimlerini asgari düzeyine çeken tüketicilere, başka bir deyişle hedef kitlelerine seslendiler. Bugüne kadar söylemedikleri özelliklerini, avantajlarını dillendirdiler. Örneğin İZODER izolasyonun faydalarını hatırlatırken ve alçı üreticileri derneği ALÇIDER, tarihinde ilk kez yaptığı televizyon reklamlarıyla alçının sanıldığından da önemli bir malzeme olduğunu öğretti tüketicilerine. Modoko ise KDV ve ÖTV indirimini fırsat bilerek nazlanan tüketiciyi mobilya alımına teşvik etti. Sodacılar düne kadar kendi aralarında kıran kırana rekabet ederken güçlerini birleştirip soda tüketimini artırmak için reklam kampanyasına başladı. Makine üreticileri de bir araya gelip Makine Tanıtım Grubu oluşturdu ve Türk makinelerinin dünyanın her yerinde “TIKIR TIKIR” çalıştığı bilgisini ve algısını yaymaya çalıştı. Bir başka örnek de ekonomik krizin etkisini iliklerinde hisseden dargelirlilere dönük Eczacılar Birliği’nin yaptığı eşdeğer ilaç alımını özendirme kampanyasıdır.
Onca örnek arasında motosiklet sektörünün bulunmaması ise çok üzücü geliyor bize. Otomobil sektörü vergi indiriminden aldığı aslan payıyla stoklarını eritirken motosiklet sektörü (bir markamızın yoğun çabasıyla) rica minnet elde ettiği mini vergi indirimiyle ayakta durmaya çalışıyor. Satışların beklentilerin üstünde olduğu söylense de bu, sektörde işlerin yolunda gittiği anlamına gelmiyor. Reklam ve etkinlik bütçeleri neredeyse yok denilecek seviyeye çekildi, sponsorluklardan ise bu yıl hiç söz etmeyeyim, “sokağa atacak paramız yok” anlayışı hâkim sektöre; kimse savunma yerine saldırıya geçme cesaretini gösteremiyor.
Doğal olarak krizi fırsata dönüştürüp başarı öyküleri yazan sektörlere imrenerek bakıyoruz. Motosiklet sektörü neden diğerleri gibi davranamıyor diye kendi kendimize soruyoruz. İşte tam da bu noktada öğreniyoruz ki iki güzide derneğimiz Motoder ve Moted flört etmeye başlamış sonunda. Sektörün gidişine uyumlu olarak tıngır mıngır da olsa bir çaba içine girmişler. Bu birlikteliğin ne kadar uzun soluklu olacağını ve ne gibi sonuçlar doğuracağını ise merakla, bir o kadar da ivedilikle bekliyoruz.
Motorunuzun ve yaşam sevincinizin hep “on” olması dileğiyle...
Cem Batirbaygil
Temmuz 2009 Motoron