
Sen ki yola çıktığında tek bir hedefin vardı; özgürlüğün peşinden gitmek. Asfalt, ayağının altından akıp giderken motosikletinin sesi yüreğinin sesine karışmıştı. Verdiğin ilk molada bu heyecanı, başkalarıyla paylaşmak istedin. Bir anda etrafını saran, seninle aynı duyguları yaşayan, aynı yolda ilerleyen yüzlerce motor severle karşılaştın.
Madem ki bu kadar çok sayıdayız, o zaman bir araya gelelim, dernek kuralım diyenlere katıldın. Birlikte yolculuk yapmaya başladınız, ard arda ilerleyen motosikletlerin çıkardığı sesin büyüsünden etkilendin ve grubun ayrılmaz bir parçası oldun. Ancak, özgürlüğe giden yoldaki ilk sapakta tartışma çıktı aranızda. Oradan mı gitmeli, buradan mı? Yol ayrımına gelinmişti, karar verilmesi gerekiyordu; karar gecikmedi. Özgürlük yolunda ilerleyenler bölündü, her bir grup kendi yoluna koyuldu. Zamanla gruplara yeni gruplar katıldı; kimi grup büyüdükçe büyüdü, kimi küçülüp yok oldu, kimi marjinal kaldı, kimi içine kapandı, kimi ticarileşti, kimi sanallaştı, kimi yoldan çıktı, kimi hiç bozulmadı.
Ana arter üzerinde ilerleyen kulüp ve dernek statüsündeki motosiklet grupları ise ortak bir noktada buluştu ve Türkiye Motosiklet Federasyonu’nun kurulmasını sağladı. Amaç motosiklet sporlarının düzenlenmesi, yarışların organize edilmesi, organizasyonu gerçekleştirecek profesyonellerin yetiştirilmesi ve motosiklet dünyasının gereksinimlerine uygun düzenlemelere öncülük edilmesiydi. Kurulduğunda az sayıda sporcuya sahip kulüp ve derneklerden oluşan federasyon, varlığı telafuz edilemeyecek bir alt yapıyla yarışlar düzenleyip ödüller dağıtmaya başladı. Motor sporlarının en önemli organizasyonu olan MotoGP’ninTürkiye’ye getirilmesiyle de sisteme entegrasyon başarıyla gerçekleştirildi. Motosiklet sevdalıların sayısı arttıkça sporcu sayısı da buna bağlı olarak artmaya başladı. Federasyonun ilk zamanlar hedefleri arasında olan “motosiklet eğitimi, güvenlik, trafik kanunu, adil vergilendirme…” gibi konular bir iki küçük girişimin ardından gündemden düştü.
Federasyonu oluşturan kulüpler, Türkiye Motosiklet Federasyonu Yeni Başkanı Süleyman Memnun’un “Bizim daimi önceliğimiz spordur” diyerek gidilecek yolu tarif etmesiyle yeni bir yol ayrımında şimdi. Bu arada gittikçe büyüyen pastanın baştan çıkarıcı kokusuda etkisini göstermeye başladı. Federasyonun desteğiyle kulüpler, sporcu lisansları dağıtmaya başladı, tabii parasıyla! Birkaç fotoğraf, nüfus kağıdı ve sağlık raporu ise teferruat kaldı. Nerede güvenlik, nerede insan hayatına verilen önem, nerede eğitim, nerede yola çıkıldığındaki ilk hedefler?Bunu sorgulayan kulüpler, altın tepside sunulan “iddaa”bayiliğini tartışıyor şimdi. Etik mi, az etik mi diye!
Ve sen Araf’ta yalnız kalan özgür çocuk bilmelisin ki, beklentilerini ve taleplerini gerçekleştirmek için sana senden başka kimseden fayda yok! Bekleme bir umut, tutkuyla bağlandıklarından. Onlar değil mi ki, birleşmek varken durmadan bölünen, onlar değil mi ki krizin orta noktasında bir fuar düzenlemek yerine, etkisi tartışmalı iki fuar arasında seni seçim yapmaya zorlayan, onlar değil mi ki ÖTV artışında çaresiz kalan, onlar değil mi ki krize çözüm üretmek yerine kafalarını kuma gömen, onlar değil mi ki güvenliğini düşünmeden seni yarıştıran.
Sen Araf’ta yalnız kalan özgür çocuk, her alanda seçme hakkını son ana kadar elinde tut. Özgürlük yolunda ilerlemek yerine seni seçim yapmaya zorlayanlara karşı tek silahın bu!
Motorunuzun ve yaşam sevincinizin hep “on” olması dileğiyle...
Cem Batirbaygil
Mart 2009 Motoron