
“Kendi haline bırak, piyasa doğru yolu bulur” düsturuyla dünyaya yön veren kapitalist doktrin, kendi mabedi ABD’de yüz yılın travmasını yaşıyor. Dünya sıralamasında en üst basamakları işgal eden dev şirketler, şişirilmiş gayrimenkul piyasasının gaz kaçırması sonucu paldır küldür düşmeye başladı. Ne var ki bu düşüş, motosikletten düşmeye benzemiyor. Sadece kendilerinin değil, başkalarının da canını yakıyorlar. Gayrimenkul ile sınırlı kalmayan bu kriz, bankacılık, sigorta sektörü derken bunlara bağlı diğer sektörleri de etkiliyor. Şirketler yatırımlarını askıya alırken, sokaktaki adam harcamalarını kısıyor, ekonomik durgunluk her alana yayılıyor. Amerikan hükümeti, başta kendi merkez bankası olmak üzere desteğini aldığı gelişmiş ülkelerin merkez bankaları aracılığıyla piyasaya müdahale ederek krizi engellemeye çalışıyor.
Avrupa Birliği’nden atanan özel hocalar eşliğinde zorla ders çalıştırılan ama buna rağmen yıllardır kalkınmakta olan ülkeler sınıfından gelişmiş ülkeler sınıfına bir türlü geçemeyen “yalnız ve güzel ülkemiz” ise, her zamanki gibi sağduyudan ve gerçeklerden uzak, bildiğini okumaya devam ediyor. Kalkınmak için daha fazla yatırıma ve harcamaya gereksinimi olan ülkede gündelik kısır çekişmeler, sadece devletin üst yönetiminde değil, hayatın her alanında kendini gösteriyor.
Bir araya gelip sorunları tartışmak, krizi fırsata dönüştürecek çözüm yolları bulmak varken, ayrılıklar ve ötekileştirmeler körükleniyor. Gerçek ile gerçek olmayan birbirine karışıyor. Haklı haksız yüzlerce iddia ortaya atılıyor ve herkes işine gelene inanıyor, işine gelmeyene inanmıyor. Gerçek, hızla anlamını yitiriyor, kirleniyor ve umutları yeşertme yeteneğini kaybediyor.
Ne yazık ki bu tatsız durum, motosiklet dünyamız için de geçerli. Her yıl katlanarak büyümesi gereken sektörde, beklenen büyük atılım bir türlü gerçekleşmiyor. Büyümenin önünde bir engel olarak duran ÖTV konusunda, hükümet üzerinde yeterli baskı oluşturulamıyor. Sektör, yılda bir kez yapılan ve kullanıcılarla buluşmalarını sağlayan motosiklet fuarının nerede, ne zaman, kimin tarafından yapılacağı konusunda bile bir araya gelip anlaşamıyor. Motorseverler tarafından heyecanla beklenen, sektörün geleceğini şekillendiren fuar, ne yazık ki, birleştirici olacağına gladyatörlerin dövüştüğü bir arenaya dönüşüyor. Oysa kullanıcılar da dahil motosiklet dünyasında kimsenin beklemeye tahammülü yok artık! Daha iyi hizmetin verildiği, daha büyük kitlelerin bu hizmetten yararlandığı, daha iyi markaların ve modellerin daha çok satıldığı, daha bilinçli kullanıcıların yer aldığı, sporcularımızın daha iyi pistlerde yarıştığı, daha iyi bir motosiklet dünyasını hakkediyoruz. Bunun için tüm sektör, birlikte hareket etmeyi öğrenmeli; hem de hemen, şimdi!
Bağımsız bir sektör dergisi olarak herkese aynı mesafede duran Motoron, her fırsatta motosiklet kültürünün gelişmesi için çaba harcarken, bugüne kadar olduğu gibi yarın da birleştirici olmak için çalışacak.
Motorunuzun ve yaşam sevincinizin hep “on” olması dileğiyle...
Cem Batirbaygil
Ekim 2008 Motoron